Yaprak Sarması Türk Yemeği Mi? Bir Lezzet Yolculuğu Çocukluk Hatıralarım ve Yaprak Sarmasının Başlangıcı Yaprak sarması… Adını duyduğumda, hemen gözümde annemin mutfakta, o kendine has ritmik hareketleriyle sarma yaptığı anlar beliriyor. Küçükken, Ankara’daki evimizde yaz akşamları, balkonun demir parmaklıklarından dışarıyı izlerken annemin sarmalarını nasıl hazırladığını görürdüm. Yaprakları tek tek açıp, iç harcı yerleştirip, minik minik sarmalar yaparkenki o ince dokunuşları hep merakla izlerdim. Annem, “Yaprak sarması Türk yemeği mi?” sorusunun cevabını vermek yerine, bana bir tabak dolusu sarmayı getirip “Bunu yediğinde anlamış olursun,” diyerek gülümserdi. İşin aslı, işin hem tarihsel hem de kültürel boyutunu araştırmadan sadece o lezzetin içinde kaybolurdum.…
Yorum BırakYeni Yuva Hikayeleri Yazılar
Gerçekçilik Hangi Edebi Akım? Giriş: Gerçeklik ve İnsan Düşüncesi Hayat, her gün bir seçim yapmamızı gerektirir. İstediğimiz yolu seçmek, dünyayı nasıl göreceğimizi, nasıl yaşayacağımızı ve hatta kim olacağımızı belirler. Fakat, bu seçimler yalnızca bireysel arzulara dayalı değildir; düşüncelerimizin, toplumun ve tarihsel bağlamların etkisi altındadır. İnsanlığın en derin sorularından biri de şudur: Gerçekten neyi biliyoruz ve neyi doğru kabul edebiliriz? Bilgi ve gerçeklik hakkında sürekli sorgulamalar yapmak, felsefi bir gereklilik gibidir. Gerçekçilik, hem edebiyat hem de felsefe açısından, bu temel sorulara ışık tutar. Her birey, kendi gerçekliğini yaratırken, toplumlar ortak bir gerçeklik arayışına girer. Gerçekçilik, hem edebi bir akım hem de…
Yorum BırakHuzursuz Bağırsak Sendromu: Edebiyat Perspektifinden Bir Yansıma Kelimeler, bazen fiziksel acıları dindirmekten daha fazlasını yapar. Bir insanın içsel dünyasını anlamaya çalışırken, edebiyatın gücü, yalnızca duyguları ya da zihinsel süreçleri dile getirmekle kalmaz, aynı zamanda kişisel deneyimlerin evrensel bir boyutta paylaşılmasını sağlar. Tıpkı huzursuz bağırsak sendromunun (IBS) içsel bir mücadele olarak bireyi yalnız hissettirmesi gibi, edebi anlatılar da insanın en derin çatışmalarını, acılarını ve umutsuzluklarını bir araya getirir. Ancak bu yaralı, rahatsız edici duygusal ve fiziksel hal, tıpkı bir romanın dönüşüm yolculuğunda olduğu gibi, bazen iyileşme, anlama ve kabul etme süreçlerine dönüşebilir. Peki, huzursuz bağırsak sendromu nasıl geçer? Edebiyat, bu sorunun…
Yorum BırakTekrar Söyle İngilizcesi Nedir? Bursa’da yaşıyorum ve her gün işe giderken sokaklarda, kafelerde, hatta ofiste “Tekrar söyle” dediğimizde ne demek istediğimizi sorguluyorum bazen. Birine bir şey anlatırken “Tekrar söyle” demek kolay ama İngilizceye çevirdiğimizde işler biraz değişiyor. Hadi gelin, “Tekrar söyle”nin İngilizcesini anlamak için hem Türkiye’deki kültürel bağlamda hem de dünya çapında nasıl kullanıldığını keşfe çıkalım. Bu yazı, dilin ve kültürün ne kadar ilginç bir şekilde birleştiğini gösteriyor. Tekrar Söyle’nin İngilizcesi: “Say it again” Evet, bu kadar basit! “Tekrar söyle”nin doğrudan İngilizcesi “Say it again” oluyor. Ama dilin, kültürlerin ve iletişimin farklı bakış açılarıyla şekillendiğini göz önünde bulundurursak, aslında bu…
Yorum BırakTavşan Neden Yasak? Tavşanlar, genellikle sevimlilikleriyle bilinen ve birçok evde evcil hayvan olarak bakılan canlılar. Ancak, bazı yerlerde tavşanlar neden yasaklanmış? Bu, aslında sadece bugünün sorunu değil, gelecekte de tartışılacak bir konu olabilir. Tavşanların yasaklanmasının sebepleri bir yana, bu durumun ilerleyen yıllarda yaşam tarzımızı, işimizi ve ilişkilerimizi nasıl etkileyebileceği konusunda kafamda bazı soru işaretleri var. Belki de tavşanların yasaklanmasının bir ardında, teknolojiyle olan ilişkimizi, doğal yaşam alanları ile olan dengenizi, hatta toplumlar arası etkileşimlerimizi şekillendirecek bir değişim yatıyor. Tavşanlar ve Gelecekteki Yasaklamaların Sebepleri Bugün tavşanların yasaklanma sebeplerinin başında, çevresel etkiler, ekosistemlere verdikleri zararlar ve biyolojik çeşitliliğe olabilecek tehditler bulunuyor. Pek…
Yorum BırakGazetecilik Bölümü Sözel Mi? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Sözün gücü, insanlığın varoluşuna dokunmuş en eski araçlardan biridir. Her kelime, bir evrenin kapılarını aralayabilir, her cümle, bilinçaltını uyararak yeni bir düşünme biçimi yaratabilir. Kelimeler, tıpkı bir ressamın fırça darbeleri gibi, evrende anlamı, duyguyu ve tarihi şekillendirebilir. Edebiyat, bu gücün en saf ve derin haliyle temsil bulduğu alandır. Yazarlar, romancılar, şairler ve gazeteciler, bu kelimeleri kullanarak dünyayı bir şekilde dönüştürürler. Gazetecilik de, bu dönüşümün en canlı örneklerinden birisidir; ancak gazetecilik bölümü, sözel bir alan olarak mı sınıflandırılmalıdır? Bu soruya yanıt ararken, farklı metin türlerini, anlatı tekniklerini, semboller ve çağrışımlar üzerinden bir çözümleme…
Yorum BırakFrengi Kimden Bulaşır? Edebiyatın Gölgesinde Bir Anlatı Edebiyat, bir kelimeyle dünyanın kapılarını aralamak, bir cümleyle zamanın izlerini silmek ve bir hikayeyle insan ruhunun derinliklerine inmektir. Her bir metin, hem yazarı hem de okuru dönüştüren bir güç taşır. Kelimeler, bir anlamı aktarmaktan öte, bir dünyayı şekillendirir, duyguları harekete geçirir, toplumsal yapıları sorgulatır ve bazen insanlık durumunu bir aynada yansıtır. İşte edebiyatın bu güçlü dönüştürücü etkisi, temalar ve semboller aracılığıyla insanın içsel ve dışsal yolculuklarını incelemek için büyük bir fırsat sunar. Frengi, tarih boyunca yalnızca tıbbi bir problem olmaktan çıkmış, edebi eserlerde de tematik bir figür olarak varlık göstermiştir. Peki, frengi kimden…
Yorum BırakGüç, toplumsal düzen, ve iktidar ilişkileri, her zaman dikkatle inşa edilmiş ve bazen derinden sorgulanan dinamiklerdir. Toplumların nasıl yönetileceği, kimlerin yönetme yetkisini devralacağı ve hangi kurallar çerçevesinde bir arada yaşanacağı, sürekli değişen ve şekillenen bir tartışma alanıdır. Bu soruları sorarken, tarihsel ve güncel örneklerle şekillenen güç yapılarının altında yatan ideolojiler, kurumlar ve yurttaşlık anlayışları da sürekli bir etkileşim içindedir. Bu bağlamda, “Firavun faresi” gibi bir kavram, bize sadece eski Mısır’dan gelen mitolojik bir imgeleri değil, aynı zamanda güç ve iktidar arasındaki karmaşık ilişkiyi, liderlik anlayışlarını ve toplumların değişen yönetim biçimlerini de hatırlatır. Ancak bu kavramı sadece eski bir hikâyenin ötesinde,…
Yorum BırakSevgi Nedir? Pedagojik Bir Bakış ve Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Her birimizin hayatında önemli bir yere sahip olan sevgi, yalnızca duygusal bir bağ değil, aynı zamanda toplumsal ilişkiler ve öğrenme süreçlerinin temel yapı taşlarından biridir. Sevgi, insana dair bir deneyim olarak, yaşamın her alanında insanları birbirine bağlar ve onların birbirini anlamalarına, öğrenmelerine yardımcı olur. Sevginin gücü, hem bireysel olarak hem de toplumsal olarak değişim yaratma potansiyeline sahiptir. Peki, eğitimde sevginin rolü nedir? Sevgi, öğrenme süreçlerini nasıl dönüştürebilir? Bu yazıda, sevginin eğitime, özellikle pedagojik bağlama etkisini, öğrenme teorileri, öğretim yöntemleri, teknoloji ve pedagojinin toplumsal boyutları üzerinden tartışacağım. Sevginin Pedagojideki Rolü: Öğrenme ve…
Yorum BırakMüminlerin En Belirgin Özellikleri Nelerdir? Giriş: Sabah kahvesi, müminlik ve biraz da İzmirlilik İzmir’de büyümek, insanı sürekli bir mizah anlayışıyla donatıyor. O kadar ki bazen hayatın ciddiyetini unutup, sabah işe giderken “bugün ne giysem, kendimi mutlu hissedebilirim?” sorusuna “Mümin gibi giyinip günaha girmemek gerek” cevabını veriyorum. Bir yanda arkadaşlarımın eğlenceli yorumları, diğer yanda içimdeki derin düşünceler… Bazen insan, bu ikili hayatı nasıl birleştireceğini bilemiyor. Neyse ki, Müminlerin en belirgin özellikleri nelerdir sorusu bu yazıda devreye giriyor. Bu, bana bir yanda esprili, diğer yanda derin bir bakış açısıyla bir yazı yazma fırsatı veriyor. 1. Sabah Namazı ve Kahve Arasındaki O Mücadele…
Yorum Bırak