Bir araştırmacı olarak toplumsal yapılar ile bireyler arasındaki ince bağı anlamaya çalışırım; her kurum, her atama, her sembol bu ilişkinin somut tezahürüdür. İçişleri Bakan Yardımcısı kim sorusu da yalnızca bir bürokratik unvanı değil; devletin halkla ilişkisini, rol dağılımını, normların yeniden üretimini gösteren bir penceredir. Bu yazıda, bu atamayı toplumsal normlar, cinsiyet rolleri ve kültürel pratikler ekseninde inceleyeceğim.
İçişleri Bakan Yardımcısı kimdir?
22 Haziran 2023 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle belirlenen atamalara göre, İçişleri Bakan Yardımcıları şu isimlerdir: Bülent Turan, Mehmet Aktaş, Mehmet Sağlam ve Münir Karaloğlu. [1]
Görev dağılımlarına bakıldığında:
– Bülent Turan: Jandarma Genel Komutanlığı, Hukuk Hizmetleri, İç Güvenlik Stratejileri gibi alanlardan sorumlu. [2]
– Mehmet Aktaş: Emniyet Genel Müdürlüğü, İller İdaresi, Personel Genel Müdürlüğü gibi konular. [2]
– Mehmet Sağlam: Sahil Güvenlik Komutanlığı gibi alanlardan sorumlu. [2]
– Münir Karaloğlu: AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi) işlerinden sorumlu olarak atanmış görünüyor. [2]
Bu isimler, kurum içi işlevsellik açısından belirli sorumluluk alanlarına dağılmış durumda. Ancak bu atamaların toplumsal ve kültürel boyutları da önemlidir.
Toplumsal Normlar ve Devlet Atamaları
Devlet atamaları, yalnızca liyakat temelli ya da siyasi dengelere bağlı olarak gerçekleştirilen süreçler değildir; aynı zamanda o toplumun normlarının, değerlerinin bir yansımasıdır. Normlar, “kimin hangi göreve layık olduğu”na dair örtük beklentileri yaratır. Bu beklentiler, çoğu zaman “eril işlevlerle ilişkilendirilen roller” ile “ilişkisel bağlarla ilişkilendirilen roller” arasında bir ayrım içerir.
Toplumda erkek figürünün güçlü, karar verici, yöneten karakterle eşleştirilmesi yaygındır. Bu normatif yapı, özellikle güvenlik, içişleri, savunma gibi “işlevsel” anlamda öne çıkan alanlarda erkek atamaların ağırlıklı olmasını pekiştirir. İçişleri alanı da bu tür işlevsel, “otorite, düzen sağlama, kontrol” yönü baskın olan bir alandır. Dolayısıyla, bu görevlere erkeklerin atanması mevcut toplumsal normları yeniden üretir.
Bu bağlamda, atamalardaki cinsiyet dağılımı – dört yardımcının hepsinin erkek olması – yalnızca bireysel tercih ya da liyakat eksikliğiyle açıklanamaz; toplumsal beklentilerin yeniden doğrulanmasıdır.
Cinsiyet Rolleri: İşlev ve İlişkisel Bilgi
Cinsiyet rolleri sosyolojik teori açısından genellikle şu biçimde tartışılır:
– Erkek – işlevsel roller: Erkeklerden beklenen roller arasında “otorite”, “yönetim”, “güç” ve “dışsal görevler” öne çıkar. Bu roller, örgütlerin dış ilişkileri, güvenlik, strateji, karar alma gibi “yapısal işlevlere” odaklanmayı içerir.
– Kadın – ilişkisel roller: Kadınlardan beklenen roller ise “bakım”, “aracılık”, “ilişkilerin sürdürülmesi”, “toplumsal uyum” gibi daha çok “ilişkisel bağlara” odaklanan rollerle eşleştirilir.
Bu ayrım ideal bir tipoloji olsa da pek çok kurum ve kültürde fiili uygulama buna yakındır. İçişleri Bakan Yardımcılığı gibi pozisyonlar, yapısal işlevlere ilişkin rollerle doğrudan bağlantılıdır: güvenlik, düzen, kriz yönetimi, kolluk idaresi. Bu yüzden, bu pozisyonlarda kadın atamalarının nadir olması toplumsal yapıyla tutarlıdır.
Elbette bu durum mutlak bir belirlenim anlamına gelmez; bazı kültürlerde farklı eğilimler olabilir ancak Türkiye bağlamında, hâlihazırda dört erkek ismin bu pozisyona gelmesi, cinsiyet beklentilerinin kurumsal düzeyde yeniden üretildiğini gösterir.
Kültürel Pratikler ve İkilemler
Kamu kurumlarının kültürel pratikleri (ritüeller, resmi dil, iletişim tarzları, törenler vs.), hangi kimliklerin “toplumsal uygunluk” kriterlerini karşıladığını pekiştirir. İçişleri Bakanlığı gibi “güvenlik-devlet” kültürü, sert dil, hiyerarşik yapı, disiplin odaklı yaklaşımı öne çıkartabilir. Bu da kadın adayların “olmazsa olmaz özellikleri”ne dair toplumsal beklentileri zorlayıcı hale getirir.
Ayrıca, kadınlar kurum içinde ilişkisellik (network kurma, arabuluculuk, empati) becerileri ile tanımlandığında, bu becerilerin görünürlüğü genelde kurumun “öz ve işlevsel” alanları dışında kalır. Dolayısıyla kadın liderler, resmi karar alma organlarında yer alırken görünürlük ve etkileri “görünmeyen” veya ikinci planda kalabilir.
Toplumsal Etkiler ve Dönüşüm Potansiyeli
Bu atamalar, toplumsal bilinç üzerinde bir etki yaratır. Örneğin:
– Genç kadınlar, bu tür makamlarda kendini görmeyebilir ve “orada benim değilim” algısı oluşabilir.
– Erkek çocuklar, bu pozisyonları “erkek işi” yapan roller olarak içselleştirebilir.
– Toplumun devlet algısı, “güvenlik, düzen, güç” işlerinin özellikle erkeklerle özdeşleştiği yönünde beslenebilir.
Ancak bu normalizasyon kırılabilir. Eğer ileride kadınların bu görevlere gelmesi yaygınlaşırsa, toplumsal normlar esneyebilir ve cinsiyet rolleri yeniden tanımlanabilir.
Düşündürücü Sorular
– Çocukluğunuzda, “kimin polis, kimin komutan, kimin memur olabileceği” fikriyle nasıl bir temasa girdiniz? Bu temasların kimlerden geldiğini hatırlıyor musunuz?
– Eğer bir kadının İçişleri Bakan Yardımcısı olabileceğini açıkça gördüğünüz bir toplumda büyüseydiniz, bu sizin meslek arzularınızı nasıl etkilerdi?
– Kurumlarda “ilişkisel beceri”ler ile “yapısal beceri”ler arasındaki ayrımın yeniden düşünülmesi ne değiştirirdi?
– Sizce devlet kurumlarında kadınların, erkeklerin sahip olduğu “yapısal” rolleri devralması hangi toplumsal dönüşümleri tetikler?
Bu sorular üzerinde düşünmek, sadece bireysel bilinç düzeyinde değil, toplumsal yapıların yeniden kurgulanması açısından da önem taşır. İçişleri Bakan Yardımıcılığı kimliği, sembolik ve pratik düzeyde bu etkileşimin somut yüzüdür.
—
Sources:
[1]: https://www.yenisafak.com/icisleri-bakan-yardimcisi-olan-4-isim-kimdir-ali-yerlikayanin-yardimcilari-kim-oldu-h-4540416?utm_source=chatgpt.com “İçişleri Bakan yardımcısı olan 4 isim kimdir? Ali Yerlikaya’nın …”
[2]: https://www.son.tv/icisleri-bakanligi-bakan-yardimcilarinin-gorev-dagilimi-belli-oldu/?utm_source=chatgpt.com “İçişleri Bakanlığı Bakan Yardımcılarının görev dağılımı belli oldu”