Bir Market Rafı, Bir İç Savaş: A101’de Kebir Tereyağı Var mı?
Sizin İçin Seçtik: 9.3 ne renktir ?
İzmir’de yaşayan 25 yaşında biri olarak hayatımın büyük kısmı iki şey arasında geçiyor: “bugün ne yiyeceğim?” ve “bunu niye bu kadar düşündüm?”. Bu iki soru birleşince ortaya genelde A101 koridorlarında yapılan uzun yürüyüşler çıkıyor. Hani dışarıdan bakınca sadece markete girmiş gibi görünürsün ama aslında içeride bir tür varoluşsal keşif yapıyorsundur.
Son zamanlarda kafamı en çok kurcalayan meselelerden biri de şu oldu: A101’de kebir tereyağı var mı?
Bunu bir cümle gibi değil de, sanki hayatımın yönünü belirleyecek bir kehanet gibi söylüyorum. Çünkü bazı sorular vardır, cevapları sadece mutfağı değil ruh halini de etkiler.
Market Aşkı ve Tereyağı Arayışı
A101’e girmek benim için küçük bir ritüel. Kapıdan içeri girerken otomatik bir ses duyuyorum sanki:
“Hoş geldin… ama ihtiyacın olan şeyi bulamayacaksın.”
Abartıyor muyum? Biraz. Ama sadece biraz.
Geçen gün yine içeri girdim. Sepet yok, çünkü “sadece tereyağı alıp çıkacağım” diyen herkes gibi ben de kendimi kandırıyordum. İlk raf: bisküviler. İkinci raf: gereksiz ama “bir gün lazım olur” kategorisi. Üçüncü raf: süt ürünleri.
İşte orada durdum.
Kalbim hızlandı.
Kafamda tek cümle yankılandı:
“A101’de kebir tereyağı var mı?”
Raflarla Kurulan Sessiz İletişim
Market raflarıyla iletişim kurduğumu fark ettiğimde biraz kendimden korktum. Ama artık çok geçti.
Bir paket margarin bana bakıyor.
Ben ona bakıyorum.
İç sesim devreye giriyor:
“Bunu alırsan kahvaltı değil, hayal kırıklığı yersin.”
Ama insan bazen hayal kırıklığını bile sıcak ekmeğe sürmek istiyor.
Tam o sırada yan raflarda bir görevli beliriyor. Sessizce yanımdan geçiyor ama sanki zihnimin içinden konuşuyor:
“Aradığın şey burada değil.”
Bu noktada mesele artık sadece A101’de kebir tereyağı var mı? sorusu değil. Bu bir yaşam tarzı meselesi oluyor.
Kebir Tereyağı Bir Ürün Değil, Bir Temsil
Merhaba değerli Halkalinakliyat okuyucuları. Bu yazımızda “A101’de kebir tereyağı var mı” hakkında faydalı bilgiler bulabilirsiniz.
Kebir tereyağı deyince çoğu insanın aklına sadece kahvaltılık bir ürün geliyor olabilir. Ama bazı insanlar için (evet, ben ve benim gibi gereksiz düşünenler) bu daha fazlası.
Kebir tereyağı = “evde iyi kahvaltı var” hissi.
A101 = “pratik ol, idare et” hissi.
İkisini aynı rafta görmek istiyorsun ama hayat sana sürekli “en fazla birini seçebilirsin” diyor.
İşte bu yüzden A101’de kebir tereyağı var mı? sorusu aslında bir market sorusu değil, bir kimlik çatışması.
İzmir’de Tereyağı Düşünmek
İzmir’de büyümek bazı şeyleri değiştirmiyor gibi görünür ama aslında değiştiriyor. Mesela kahvaltı konusu burada ciddidir.
“Zeytin iyi olacak.”
“Peynir abartısız ama kaliteli olacak.”
“Ekmek sıcak olacak.”
Ve en önemlisi: tereyağı varsa, o kahvaltı tamamdır.
Benim evde ise kahvaltı bazen şöyle:
Ekmek
Peynir (markası tartışmalı)
Ve içimde sürekli yankılanan soru: A101’de kebir tereyağı var mı?
Market İçinde Kaybolan Kimlik
A101’e her girdiğimde sanki küçük bir kimlik krizi yaşıyorum.
Bir yanda “sağlıklı beslen, planlı ol” diyen ben.
Diğer yanda “şu çikolatayı da al, hayat zaten zor” diyen ben.
Süt ürünleri reyonunda bu iki kişi çarpışıyor.
Bir ses:
“Bütçeni düşün.”
Diğer ses:
“Ama tereyağı bu, sıradan bir şey değil.”
Ve ben ortada kalıyorum.
Sonra tekrar soruyorum:
“A101’de kebir tereyağı var mı?”
Cevap yok. Ama raflar da net bir “hayır” demiyor. Bu da insanı daha çok yoruyor.
Raf Arasında Felsefe Yapmak
Bir noktada fark ettim ki market alışverişi yaparken aslında küçük bir felsefe yapıyorum.
Margarin ile tereyağı arasındaki fark sadece yağ oranı değilmiş gibi geliyor. Sanki biri “hayatı idare et” diyor, diğeri “yaşa ama güzel yaşa” diyor.
Kebir tereyağı burada bir sembol.
A101 ise gerçek hayat.
Ve gerçek hayat çoğu zaman sembolleri stokta tutmuyor.
Kasiyerle Göz Teması ve Sessiz Anlaşma
Kasaya doğru ilerlerken genelde elimde üç şey olur:
Gereksiz bir atıştırmalık
Planlamadığım bir içecek
Ve cevaplanmamış bir soru: A101’de kebir tereyağı var mı?
Kasiyer bana bakar.
Ben kasiyere bakarım.
İçimdeki ses bağırır:
“Bunu sor!”
Ama yapamam.
Çünkü bazı sorular market kasasında sorulmaz.
Küçük Bir Hayal Sahnesi
Bir anlığına hayal ediyorum:
“Pardon, A101’de kebir tereyağı var mı?”
Kasiyer durur.
Market sessizleşir.
Müzik bile durur gibi olur.
Ve cevap gelir:
“Geliyor ama çabuk bitiyor.”
Bu sahne bile kafamda dramatik bir film sahnesine dönüşüyor.
Gerçek ve Beklenti Arasındaki İnce Çizgi
Asıl mesele aslında çok basit: beklenti.
A101’e girerken beklentin düşük olmalı denir hep. Ama insan dediğin şey beklentiyle yaşar.
Ben mesela markete girerken şunu umuyorum:
“Belki bugün vardır.”
Ve bu “belki” insanı en çok yoran şey.
Çünkü A101’de kebir tereyağı var mı? sorusu bir noktadan sonra şuna dönüşüyor:
“Bugün biraz şanslı mıyım?”
Kendimle Tartışmalarım
Bazen evde kendi kendime konuşuyorum:
“Git al başka tereyağı.”
“Olmaz, Kebir değilse eksik.”
“Abartıyorsun.”
“Belki de haklıyım.”
Bu tartışma genelde 10 dakika sürüyor ve sonunda yine A101’e gidiyorum.
Market Çıkışı ve Küçük Hayal Kırıklıkları
A101’den çıkarken genelde bir şey eksik olur.
Ya aklımdaki ürün yoktur.
Ya da ben aslında başka bir şey arıyordumdur.
Ama en çok şu cümle kalır:
“A101’de kebir tereyağı var mı?”
Cevap yoksa bile soru cebimde durur.
Umarız “A101’de kebir tereyağı var mı” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Halkalinakliyat ekibinden sevgilerle!
Gündelik Hayatın Küçük Epik Savaşı
İnsan büyüdükçe büyük savaşlar bekliyor sanıyor. Ama gerçek şu ki:
En büyük savaş bazen süt reyonunda yaşanıyor.
Bir taraf umut:
“Belki bugün gelmiştir.”
Diğer taraf gerçekçilik:
“Her zaman aynı raf, aynı sonuç.”
Ve ben, İzmir’de yaşayan 25 yaşında biri olarak, bu iki taraf arasında gidip geliyorum.
Son Bir Tur: Rafların Sessiz Gerçeği
Bir gün yine A101’e girdim.
Yavaşça süt ürünlerine yöneldim.
Raflara baktım.
Derin bir nefes aldım.
Ve içimden geçirdim:
“A101’de kebir tereyağı var mı?”
Yoktu.
Ama bu sefer biraz daha az şaşırdım.
Belki de mesele artık ürünün varlığı değil, arayışın kendisiydi.
Çünkü bazı sorular cevaplanmak için değil, insanı yürütmek için vardır.